11′e 11 … “Dinimiz Boca, tanrımız Maradona, mabedimiz Bombonera” – LA DOCE (Numero 12)


N’EYDİK?.. N’OLDUK?..
6.Ekim.08, 2:07 pm
Kategori: Maç Günü, Takım, Taraftar, Teknik-Taktik, Uncategorized

Bu adamlar isyan etmekte haksızlar mı? Hiç sanmıyorum….

Aynı kişiler “taraftarız biz çekeriz cefa, büyük başkan bizi bırakma!” diye haykırırlarken de haklıydılar, Kayserispor’dan kendi stadlarında dört gol yediklerinde de haklılar. Türk futbol tarihi için bir devrime imza atarak kulübü -en azından mali anlamda- küresel futbol endüstrisine entegre etmeyi başaran bir başkandan bahsediyoruz sonuçta. Gün geldi devran döndü, şimdi aynı taraftarlar kulübe böyle bir güç kazandıran başkana isyan bayrağı açtılar. Sebep: ‘Fenerbahçe Spor Kulübü’nün, ‘Fenerbahçe Holding’ olarak hizmet vermeye başlaması, açıkça hedefin başarıdan ziyade banka hesaplarındaki sıfırlara endekslenmesi?

JUST BUSINESS

Aziz Yıldırım ve yönetimdeki diğer üyelerin hemen hemen hepsi Türkiye’nin hatırı sayılır iş adamları. Milyon dolarlara hükmediyorlar. Kulübün maddi anlamda geldiği noktada da -kendi bakış açılarına göre- son derece muhteşem bir iş başarmışlar. Yıllar önceki gelirler baz alındığında Fenerbahçe Holding’in gelirlerini kat ve kat arttı. Ne de olsa en iyi bildikleri işi, yani ticaret yapıyorlardı. Bunu yaparken de yatırımları daha çok PR beklentisi içinde oldukları Anelka, Carlos gibi isimlere bağladılar, çünkü gelecek futbolcu tüm dünyada ses getirmeliydi. Öyle de oldu.

Aziz the King?

Aziz the King?

Bir kaç milyon dolara herkesin ismini bildiği ikon bir topçu al, bir kaç gün içinde tüm dünya basınında ismin geçer. Uluslarası arenaya çıkmak isteyen bir şirket için daha iyi bir fırsat olabilir mi? Bu futbolcuların transfer haberleriyle beraber bir anda 72 millet Fenerbahçe’nin ismini duydu. Bunu başarmış olmanın verdiği özgüven ve ardından Avrupa’nın en iyi sekiz takımından biri olmak yönetimin ekmeğine yağ sürdü.

Artık Fenerbahçe bir futbolcuya talip oldu mu, o isim kim olursa olsun alabilecek gücünün olduğu ortadaydı. Kulüp de bunu çok iyi kullandı. Öncelikle İspanya Milli Takım antrenörü L.Aragones ile anlaşıp -hem de bunu yarı final maçı öncesi dünyaya açıklayarak- tüm gezegende ismini bir kez daha duyurdu. Eto’o, Shevchenko, Xabi Alonso, Senna gibi yıldızlarla Fenerbahçe ismi bir arada anılır hale bile geldi.

SADAKATSİZ

Bu arada Fenerbahçe dışarıda PR faaliyetlerine hız vermişken içeri de de pintiliğiyle gerçek bir kayseri tüccarı edasıyla futbolcularına da nasıl daha az para öderim derdine düşmüştü. Oynadığı sezonlarda hemen hemen her maçta forma giyen, tüm seyircinin en çok güvendiği, en istikrarlı, en mücadeleci oyuncusu Mehmet Aurelio’yu, önce sözleşmesinde olduğu iddia edilen bir maddeyle bedavadan bir yıl daha oynatmaya çalıştı, bunu başaramayınca da takımdaki dengeleri bozmamak(?) adına bir kaç yüz bin dolar fazla vermemek için takımdan ayrılmasına göz yumuldu.

Fener seni unutur mu?

Fener seni unutur mu?

Hangi dengeler demeyin gerçekten bilemiyorum. Kezman’ın ve Emre’nin aldıkları paraları düşündüğümüzde bu takımın sarı lacivert çubuklu forması üzerinde yıllardır tartışmasız en çok emeği geçen oyunculardan birine jest yaparak hakettiği parayı vermek dengeleri nasıl bozarmış merak etmemek çok zor. İşte oyuncunun hakettiği o parayı vermek değil o parayı vermemek dengeleri bozuyor.

Her fırsatta dünya devi olduğunu iddia eden kulübün en iyi oyuncularından birini İspanya’nın ikinci sınıf takımlarından biri transfer ediyor, hem de bir kaç yüz bin dolar daha fazla para verdiği için. Yerine de ortalama olarak yılda 10-12 maç oynayabilen Emre alınıyor, hem de Avrupa’da hiçbir takımın ödemeyeceği bir fiyata.

Türk bir çok isim de Fenerbahçe’nin gündemindeydi. Ankaraspor’un sol kanat oyuncusu Özer Hurmacı le anlaşılmasına rağmen son anda vazgeçildi ve yetenek fakiri Uğur Boral’a alternatif bulma fırsatı da kaçırılmış oldu. Mehmet Topuz’a çok büyük paralar önerilmesine rağmen Kayseri kabul etmeyince transfer yattı (Sadece bu transferde yönetimin hiçbir günahı olmadığına inanıyorum). Selçuk İnan, Gökhan Ünal, Burak Yılmaz gibi isimleri hedefe alan Fenerbahçe’nin elinde geçen yılki başarının üstüne takıma gelmeye can atacak Fatih Tekke, Eren Derdiyok, Halil Altıntop ve Yıldıray Baştürk gibi isimler vardı. (Bu isimler çok iyi transferler olurdu demek için yazmıyorum bunları, alternatifler kimlerdi belli olsun diye yazıyorum).

YABANCI BOMBALAR

Yılın bomba(!) transferi...

Yılın bomba(!) transferi...

Kezman’dan kurtulmayı başaran Fenerbahçe, Avrupa’da epey ses getiren bir forvet transferini başardı. İspanya gol kralı Dani Guiza 15 milyon euro’ya yakın bir bonservis ile Türk Futbol Tarihi’nin en pahalı yabancısı oldu. Fakat Semih ve İlhan Parlak ile beraber en azından bir türk forvet transferi daha yapması beklenirken eldeki mevcut hücum kadrosunun yeterli olduğu düşünülüp yukarıda ismi geçen oyunculardan herhangi birine yönelmeyen Fenerbahçe Aurelio’nun gidişiyle iyice zayıflayan orta saha transferine yöneldi.

Ön libero denen, aslında ne orta saha ne de defans denebilecek bu -kişiliksiz- pozisyonda, altı ay önce alınmış Maldonado olmasına rağmen bir transfer daha yapılacaktı. Zaten bir yabancın varken oraya neden adam alınır? Eğer alınacaksa Maldonado’nun hâlâ bu takımda işi ne? Alınacak adam Maldonado’dan daha mı iyi ki? Gibi soruları pek sallamayan yönetim. Villareal’den sakat ve 34′lük Josico’yu takıma kattı.

ALTERNATIF TRANSFER SENARYOLARI

Elindeki imkanlarla -bu sene transfere harcanan bütçe düşünüldüğünde- Fenerbahçe bu listedeki oyunculardan istediğini çok kolay transfer edebilirdi. Guiza -çok iyi bir futbolcu olduğunda sanırım hemfikiriz- yerine daha ucuza alınabilecek bir forvet ile elde kalan milyonlar orta saha ve kanatta çok etkili isimlere harcanabiliridi. Maldonado, Josico ve Guiza’nın aslında hiç var olmadıkları bir paralel evrende orta saha, kanatlar ve forvete şöyle yabancı alternatifleri vardı Fenerbahçe’nin.

*Bu isimler kesinlikle o bölgenin ideal adamı, alınması gereken oyuncukar falan değiller. Fenerbahçe yönetiminin bakış açısıyla yapılabilecek alternatif transferler sadece.

Orta sahalar

Motta,

THIAGO MOTTA: 26 yaşındaki eski Barcelona'lı bu sene -Josico gibi- sakatlıklarla boğuştu ve forma giyemedi. Bonservisi elinde olan oyuncu en sonunda cüzzi bir miktar karşılığında Genoa ile anlaştı. Top tekniği çok yüksek, uzun boylu ve mücadeleci bir futbolcu olan Motta'ya Barcelona'dayken yeni Rivaldo gözüyle bakılırdı.

CLAUDE MAKALELE: Makalele için söyleyecek pek bir söz yok sanırım. evet futbolu bırakma arifesinde bir isim ama Carlos da öyle değil mi. Hatta Josico'da. Chelsea'den ayrılıp eski takımı PSG'ye transfer oldu. Hemen hemen bedavaya...

Matuzalem

MATUZALEM: Parma'da kendini gösterdi. Lucescu ile de buradan tanışıyordu. Onunla beraber Shaktar'a gitti ve dört yıl burada oynadıktan sonra Zaragoza'ya olaylı bir şekilde transfer oldu. Zaragoza küme düşünce ortada kaldı ve Lazio'ya kiralandı. Hücum yönü de son derece kuvvetli olan oyuncu ucuza kapatılabilecek bir yetenekti.

Brezilya milli takımı ve Arsenal ile muazzam bir kariyer. Arsenalin gençleştirme operasyonunda satılık listesine kondu. 31 yaşındaki gilberto Emre Belözoglunun Fenerbahçeden aldığına yakın bir ücrete Panathinaikosa transfer oldu. Bonservisi 1,5 milyon euroydu.

GILBERTO SILVA: Brezilya milli takımı ve Arsenal ile muazzam bir kariyer. Arsenal'in gençleştirme operasyonunda satılık listesine kondu. 31 yaşındaki gilberto Emre Belözoglu'nun Fenerbahçe'den aldığına yakın bir ücrete Panathinaikos'a transfer oldu. Bonservisi 1,5 milyon euro'ydu.

Hücumcular

ANDRIJ VORONIN: Leverkusen'de Berbatov ile beraber yıldızı parladıktan sonra Liverpool'a transfer oldu. Sağ ya da Sol orta saha oynama özelliği de bulunan Ukrayna'lı Torres, Keane, Babel ya da Kuyt'u kesemeyeceği için Almanya'ya kiralandı, çok cuzzi fiyata alınabilirdi ya da satış opsiyonlu kiralanabilirdi.

JOSE ANTONIO REYES: Sevilla ekolünden gelen Reyes'in yıldızı Real'de parladı. Daha sonra Atletico Madrid'e transfer oldu. Bu sene yapılan transferlerle kadrosu iyice şişen Atletico'da Reyes'i elinden çıkarmaya uğraşırken 2,5 milyon euro'ya Benfica'ya imza attı. Bonservisinin %25'ini alan Benfica elinde satın alma opsiyonunu da tutuyor. Eğer başarılı olamazsa satın alma zorunluluğu yok.

JULIO BAPTISTA

JULIO BAPTISTA: Sevilla'da oynarken yıldızı parladı ve Real'e transfer oldu. Alex gibi forvet arkası ya da Semih'in yanına ikinci bir forver olarak düşünülebilirdi. Roma brezilyalı oyuncuyu 8-9 milyon euro gibi bir paraya satın aldı.

DIEGO MILITO

DIEGO MILITO: Zaragoza'nın küme düşmesinin ardından transferi kolaylaşan bir diğer oyuncu Milito oldukça cüzzi bir rakama eski takımı Genoa'ya transfer oldu. Zaragoza'ya flaş transfer olarak geçen Arjantinli La Liga'da 23 gol atmıştı. Müthiş bir teknik, gerçek bir golcü ve fiziksel olarak da son derece kuvvetli.


No Comments Yet şimdiye kadar
Yorum yapın



Yorum yapın
Bağlantılar ve paragraflar otomatik olarak ayrılır, e-posta adresleri hiçbir zaman gösterilmezler, izin verilen HTML kodları: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <pre> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>